İçerik
Mekkeli müşriklerin artan baskı ve işkenceleri, Müslümanları inançlarını rahatça ve güven içinde yaşayabilecekleri bir yer arayışına itmişti. Hz. Peygamber Müslümanlara, adil bir hükümdar olarak tanınan Habeşistan hükümdarı Ashame’nin topraklarına gitme tavsiyesinde bulunmuştu. Aralarında Hz. Peygamberin damadı Osman b. Afvân, eşi ve Allah Rasulü’nün kızı Rukıyye, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf gibi meşhur sahabilerin bulunduğu 11 erkek 4 hanım sahabi 615 yılında Habeşistan’a gitmek üzere Şuaybe Limanı’ndan hareket etti. Ertesi yıl Mekke’ye dönen Hz. Osman’ın Habeşistan hakkında anlattıkları öylesine olumluydu ki, Hz. Peygamber’in amcasının oğlu Cafer b. Ebû Tâlib başkanlığında ikinci bir kafile yola çıkmış ve Habeşistan’a hicret eden Müslümanların sayısı 108’e ulaşmıştı. Bu durum karşısında Kureyşliler Habeşistan topraklarına hicret eden Müslümanların iadesi talebiyle bir elçi heyeti gönderdi. Hediyelerini takdim eden Kureyşlileri dinleyen Necâşî, bir de topraklarına yerleşen Müslümanları dinlemesi gerektiği cevabını verdi. Müslümanlar adına Cafer b. Ebû Tâlib konuştu. “Ey hükümdar! Biz Câhiliye zihniyetine sahip bir kavimdik; putlara tapar, ölü̈ hayvan eti yer, fuhuş yapardık. Akrabalık bağlarına riayet etmez, komşularımıza kötülük ederdik. Güçlü̈ olanlarımız zayıflarımızı ezerdi. Allah aramızdan doğruluk ve iffetini bildiğimiz, güven duyduğumuz peygamberi gönderdi. O bizden putlara değil, sadece Allah’a tapmamızı, emanete riayet etmemizi, akraba ve komşuları gözetmemizi, doğru davranıp yalan, iftira, kan davası ve yetim malı yemekten uzak durmamızı istedi. Biz de ona iman ettik” sözleriyle durumlarını anlattı. Bunun üzerine Ashame, Müslümanları iade etmeyeceğini bildirdi ve Mekkeliler bir sonuç elde edemeden döndüler. Habeşistan topraklarına hicret edenlerin bir kısmı Müslümanlara uygulanan boykotun sona ermesinden sonra Mekke’ye dönmüş, bir kısmı ise hicretten sonra Medine’ye gitmişti. Bedir Gazvesi’nden sonra Kureyşliler bir kez daha iade talebinde bulunmuşsa da bu talepleri de kabul edilmemişti.