İçerik

Yahudilerle İlişkiler

Yahudilerle İlişkiler

 Benî Kaynuka

Medine’nin güneybatısında “utum” adı verilen kalelerde yaşayan Benî Kaynuka, şehirde yaşayan diğer Yahudi kabileleri arasında cesaret ve savaşçılıklarıyla meşhurdu. Çoğunlukla ticaret, silah yapımı ve kuyumculukla geçinirlerdi. “Sûku Benî Kaynuka” (Benî Kaynuka Çarşısı) adıyla bilinen kendilerine ait bir çarşıları vardı. Ticaret sebebiyle şehrin diğer Yahudi kabilelerinden daha zenginlerdi. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretten sonraki tavırları neticesinde Benî Kaynuka Yahudileri arasından bazı kişiler İslâm’ı kabul etti. Mesela Yahudi din âlimi olan Abdullah b. Selâm ailesiyle birlikte Müslüman olmuştu. Hicretten önce Evs ve Hazrec kabilelerine yakın bir zamanda gelecek olan peygambere tâbi olacaklarını ve düşmanlarına üstünlük sağlayacaklarını söyleyerek tehdit etmekteydiler. Ancak Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret etmesinden sonra ona tâbi olmadılar, zira bekledikleri peygamber kendi içlerinden gönderilmemişti. Evs ve Hazrec kabileleri arasında İslâm öncesi dönemde yaşanan problemleri yeniden canlandırmak istiyorlar, Müslümanlarla alay ediyor ve münafıklarla işbirliği yapıyorlardı. Hatta bunlar arasından İslâm’ı kabul ettiğini söyleyip münafıklar safına katılanlar da vardı. Bedir Gazvesi’nde az sayıda olmalarına rağmen Müslümanların galip gelmelerini bir türlü hazmedemiyorlar ve bundan duydukları memnuniyetsizliği çeşitli vesilelerle dışa vuruyorlardı. Taşkınlıkları sebebiyle bir gün Hz. Peygamber Benî Kaynuka çarşısına gitti ve orada bulunanlara kendisinin beklenen hak peygamber olduğunu belirterek Kureyş’in başına gelenlerden ders alarak İslâm’ı kabul etmelerini istedi. Buna karşılık Benî Kaynukalılar kendilerini harpten anlamayan Kureyşlilerle bir tutmamasını, şayet kendileriyle savaşacak olursa harbin ne olduğunu o zaman anlayacağı şeklinde küstahça bir cevap verdiler. Bu gerginliklerin devam ettiği bir ortamda, bir gün Benî Kaynuka çarşısına alışverişe giden bir hanım Yahudi bir kuyumcu tarafından taciz edildi. O esnada civarda bulunanlardan yardım isteyen kadının imdadına yetişen bir Müslüman tartışma esnasında Yahudi kuyumcuyu öldürdü. Orada bulunan Yahudiler de o Müslümanı öldürdüler. Bu durumda hicretten sonra şehirde yapılan anlaşmayı ilk bozan kabile Benî Kaynuka oldu. Medine sözleşmesine aykırı hareket eden Benî Kaynuka’dan her an bir tehlike gelebileceğinden endişe eden Hz. Peygamber, hicretten 20 ay sonra Benî Kaynuka’nın yaşadığı mahalleyi kuşattı. Zilkâde ayının başında on beş gün devam eden kuşatmada herhangi bir çatışma yaşanmadı. Ancak 141 dışarıdan yardım alma ümidi olmayan Benî Kaynuka teslim olmaya mecbur kaldı (Zilkâde 2/Nisan 624). Hz. Peygamber, malları Müslümanlara kalmak üzere Benî Kaynuka’nın şehirden sürgün edilmelerini emretti. Şehirden ayrılmaları için üç gün süre verildi. Alacaklarını tahsil etme talepleri de Hz. Peygamber tarafından kabul edildi. Benî Kaynuka’ya ailt mallarının teslim alınması ve şehirden uzaklaşıncaya kadar gidişlerini kontrol etmek üzere görevliler tayin edildi. Geride çok sayıda silah, silah malzemesi ve kuyumculuk işlerinde kullanılan malzeme bırakan Benî Kaynuka Yahudileri Medine’den ayrıldıktan sonra Suriye taraflarındaki Ezriât’a yerleştiler.

 

Benî Nadîr

 

Medine’ye yarım günlük mesafede müstahkem kalelerde yaşayan Benî Nadîr Yahudileri şehirdeki diğer Yahudi kabileler arasında en güçlü olanı idi. Daha çok tarımla meşgul olup büyük hurmalıklara sahiplerdi. Medine’ye hicretten sonra ilk zamanlarda Müslümanlara karşı düşmanca bir tavır içine girmemişlerse de bilhassa Benî Kaynuka’nın şehirden sürülmesinden sonra açıktan düşmanlık sergilemeye başladılar. Benî Nadîr’in şairi Ka‘b. Eşref Hz. Peygamber ve Müslümanları hicveden şiirler yazmakta, aile ve eşleri hakkında edebe sığmayan ifadeler kullanmaktaydı. Ayrıca Mekke’ye giderek Ebû Süfyân ve Müslümanlardan intikam almak isteyen diğer müşrikleri kışkırtmaktaydı. Hz. Peygamber’in İslâm aleyhindeki bu faaliyetlerinin sona erdirilmesini istemesi üzerine Ka‘b b. Eşref öldürüldü. Benî Nadîr Yahudileri fenalıklarına son vermediler ve bundan sonra da Mekkeli müşrikleri Müslümanlara karşı kışkırtmaya devam ettiler. Bi’rimaûne faciasından sağ kurtulan Amr b. Ümeyye Medine’ye dönerken yolda Benî Âmir b. Sa‘saa kabilesinden iki kişiyi öldürmüştü. Ancak bu kişilerin Müslüman olduğunu ve Hz. Peygamber’den eman aldıklarını bilmiyordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber Amr’ın yanlışlıkla katlettiği bu iki kişinin diyetini ödeyeceğini bildirdi. Bu olay, Medine’de Müslümanlarla Benî Nadîr arasındaki ilişkileri koparan hadiselerin başlangıcını teşkil etti. Medine sözleşmesi gereği Benî Nadîr’in de diyete ortak olması gerektiğinden Hz. Peygamber, kendilerine düşen kısmı ödemelerini istemek üzere Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali ile birlikte yanlarına gitti. Benî Nadîr Yahudileri kendilerini iyi karşıladılar, ancak oturdukları yerde üstlerine taş yuvarlamak suretiyle Hz. Peygamber ve beraberindekilere suikast girişiminde bulundular. Bunu fark eden Hz. Peygamber ashabıyla oradan ayrıldı. Bu hareketleriyle Medine anlaşmasını bozan Benî Nadîr’e şehirden ayrılmaları için on beş gün süre tanıdığını bildirdi. Medine’den ayrılmak 142 üzere hazırlık yaparken Abdullah b. Übey’in kendilerine yardım edeceğine dair sözüyle şehirden ayrılmaktan vazgeçtiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Benî Nadîr Yahudilerini kuşattı. Onlarla anlaşma davetini kabul etmeyen Benî Nadîr, on beş gün süren kuşatmanın ardından teslim olmaya karar verdiler (Rebîülevvel 4/Ağustos 625). Yanlarına ailelerini ve götürebilecekleri kadar mallarını alarak şehirden ayrıldılar. Bir kısmı Hayber’e bir kısmı ise Ezriât’a yerleşti.

 

Benî Kurayza

 

Medine sözleşmesini bozmaları sebebiyle şehirden uzaklaştırılan Benî Kaynuka ve Benî Nadîr’den sonra Medine’de kalan tek Yahudi kabilesi Benî Kurayza idi. Tarım ve ticaret yaparak geçinen Benî Kurayza, Benî Nadîr ile akraba idi. Medine’nin güneydoğu bölgesindeki utum adlı kalelerde yaşamaktaydılar. Medine sözleşmesi gereğince Hendek Gazvesi sırasında şehir savunmasına katılmaları gereken Benî Kurayza şehri Müslümanlarla birlikte savunmayarak yapılan anlaşmayı ihlal etmişti. Ayrıca sürgün edildikten sonra Hayber’e yerleşen Benî Nadîr Yahudileriyle ittifak kurmuştu. Kendileriyle anlaşmalı olunduğu için Benî Kurayza’nın yaşadığı bölgeye hendek kazılmamıştı. Benî Kurayza Yahudileri ise Hendek Gazvesi’nin en sıkıntılı zamanlarında Kureyş ile işbirliği yaparak Müslümanları zor durumda bırakmışlardı. Hendek Gazvesi öğle namazı vakti sona erdikten sonra gelen vahiy üzerine Hz. Peygamber ashabına haber göndererek ikindi namazının Benî Kurayza topraklarında kılınmasını emretti. Sancağı Hz. Ali’ye vererek onu öncü birliklerle gönderdi. Kendisi de savaş hazırlığını yaparak süvari ve piyadelerle birlikte yola çıktı (23 Zilkâde 5/15 Nisan 627). Hz. Peygamber Benî Kurayza Yahudilerinin yaşadıkları kalelerin önüne gelince onları İslâm’a davet etti. Olumsuz cevap vermeleri üzerine teslim olmalarını istedi. Bu teklif de kabul edilmeyince çatışma başladı. Benî Kurayza On beş veya yirmi beş gün devam eden kuşatma sonunda teslim olmaya karar verdiler. Kendilerinin de Benî Nadîr Yahudileriyle aynı şartlara sahip olacakları şekilde bir anlaşma yapabilmek için Hz. Peygamberle müzakerede bulundular. Hz. Peygamber bunu kabul etmedi ve ancak kayıtsız şartsız teslim olabileceklerini söyledi. Kuşatmanın şiddeti dolayısıyla çaresiz bir şekilde teslim olmaktan başka yolları olmayan Benî Kurayza Yahudileri Hz. Peygamber’in vereceği hükme razı olarak kalelerinden indiler. Hz. Peygamber, Benî Kurayza hakkında hüküm vermek üzere, Evs kabilesinden Sa‘d b. Mu‘âz’ı görevlendirdi. Vereceği hükme hem Evslilerin hem de Benî Kurayza’nın razı olacağına dair söz aldıktan sonra kararını açıkladı. Savaşa 143 gücü yeten erkekler öldürülecek, çocuk ve kadınlar esir edilecek, mallar da Müslümanlar arasında taksim edilecekti. Sa‘d’ın bu kararı hem Tevrat’a (Tesniye, XX/10-15) hem de Kur’ân’a (Mâide sûresi, 33-34) uygun idi. Hz. Peygamber bu kararın Allah’ın hükmüne uygun olduğunu söyledi ve tasdik etti.

 

Hayber’in Fethi

 

Medine-Suriye yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin yaşadığı önemli bir yerleşim yeriydi. Hudeybiye antlaşmasından sonra Hz. Peygamber’in dikkati Hayber üzerine yoğunlaşmıştı. Zira Medine sözleşmesine aykırı hareket eden Benî Nadîr Yahudileri şehirden çıkarıldıktan sonra Hayber’e yerleşmiş ve İslâm karşıtı faaliyetlerine buradan devam etmekteydiler. Mekkeli müşrikler ve diğer Arap kabileleriyle anlaşarak İslâm karşıtı ittifakın içinde yer almışlardı. Hendek Gazvesi’nin düzenlenmesi ve civardaki Arap kabilelerinden büyük katılım sağlanması onların gayretlerinin bir sonucuydu. Hz. Peygamber Hudeybiye’den döndükten kısa bir süre sonra Hayber Yahudilerinin üzerine yürümeye karar verdi. Bunun için 200’ü süvari olmak üzere yaklaşık 1.500 kişiyle birlikte yola çıktı (Muharrem 7/Haziran 628). Durumdan haberdar olan Hayber Yahudileri hazırlıklara başladılar. Hayber kaleleri sağlamlığıyla meşhurdu. Şehirde yaşayan Yahudiler, sayısı hakkında 10.000 ile 20.000 arasında farklı rivayetlerin bulunduğu kalabalık bir muharip güce sahiplerdi. Yaklaşık bir ay süren muhasaradan sonra şehirdeki yedi kalenin dördü savaş üçü de sulh yoluyla Müslümanların eline geçti. Hz. Ali’nin büyük kahramanlıklar gösterdiği savaşta doksan üç Yahudi ölmüş, 15-20 kadar Müslüman da şehit olmuştu. Savaş sonunda Müslümanlar çok sayıda esir ve ganimet ele geçirdiler. Hz. Peygamber onlara şehri terk etme müsaadesi verdi. Fakat Hayber Yahudileri şehirde kalarak yetiştirdikleri mahsulün yarısı kendilerine yarısı Müslümanlara olacak şekilde şehirde kalmalarına müsaade edilmesini istedi. Bu teklif Hz. Peygamber tarafından kabul edildi. Hayber’deki bu uygulama İslâm tarihinin ilerleyen dönemlerinde benzer şartlarla anlaşma yapılmasına da örnek teşkil etti. Hayber’in fethi sırasında Yahudi liderlerinin birinin kızı Sellâm b. Mişkem’in hanımı Zeyneb bint Hâris bir koyun keserek ikram etmek üzere Hz. Peygamber’i davet etmişti. İlk lokmada etin zehirli olduğunu anlayan Hz. Peygamber lokmasını yutmadan çıkardı. Ancak kendisiyle bulunan Bişr b. Berâ zehirlenerek vefat etti. Hz. Peygamber, Yahudi liderlerden Huyey b. Ahtâb’ın esirler arasındaki kızı Safiyye’yi azat edip kendisine eş olarak almıştır