İçerik
Peygamberimizin Medine’de karşılaştığı en büyük problemlerin başında nifak hareketi gelmekteydi. Gerçekte İslâm’a ve Hz. Peygamber’e inanmayan fakat kendilerini mü’min gösteren münafıkların başı Abdullah b. Übey idi. Abdullah b. Übey Hazreclilerin lideriydi. Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki savaşlar sona erdiği zaman Yesrib’in idaresi kendisine verilmek üzere anlaşılmışken Müslümanların şehre hicretiyle bu gerçekleşmemiş ve hayatı boyunca Hz. Peygamber’e düşman olarak yaşamıştı. Şehirde yaşayan Yahudiler ve Mekkeli müşrikler de onun bu düşmanlığını tahrik etmekteydiler. Kur’ân’daki “Münâfikûn” sûresi bu zümre ve benzer özellikler taşıyanlar hakkında olarak nazil olmuştu. Abdullah b. Übey’in Müslümanlar dışındaki tüm gruplarla ilişkisi vardı. Amcası Ebû Âmir er-Râhib’in desteğini almış, Kureyşli müşrikler ve Medine’deki Yahudilerle dostluk anlaşmaları yapmıştı. Zaman içinde bu ilişkilerini açıklamaktan da çekinmedi. Benî Kurayza ve Benî Nadîr Yahudilerini Hz. Peygambere karşı savaşmak üzere kışkırttı. Müslümanlar karşısında Yahudi ve müşrikleri bir araya getirip ortak bir cephe oluşturmaya çalıştı. Ne var ki Mekke’nin fethinden sonra bu ittifak tamamen sona erdi. Mekke’nin fethinden sonra önce Tâif ardından da Suriye’ye giden Ebû Âmir, buradaki Hıristiyanları Hz. Peygambere karşı kışkırtmak suretiyle Abdullah b. Übey’e olan desteğini sürdürdü. Benî Müstalik gazvesi esnasında ensâr ve muhâciler arasında fitne çıkarmaya çalışan Abdullah b. Übey, sefer dönüşünde ordudan geri kalan Hz. Âişe’ye iftira atmaktan çekinmedi. Bu iftira Kur’ân’da kınanmış ve Müslümanlar da bu tuzaklara düşmemeleri konusunda uyarılmıştır. Hz. Peygamber Tebük seferine çıkmadan hemen önce, şehrin uzağında olanların namazlarını rahatça kılabilmeleri için bir mescit inşa ettiklerini ve kendilerine namaz kıldırarak burayı ibadete açmasını istediler. Hz. Peygamber de sefer dönüşünde bunu yapabileceğini söyledi. Ancak sefer dönüşünde nâzil olan bir âyet, bu mescit ve onu yapanların mü’minlere zarar vermeyi amaçladıklarını bildirdi. Mescid-i Dırâr (zarar, tefrika mescidi) olarak isimlendirilen bu mescitte namaz kılmaması bildirilmişti. Buranın mescit görünümü altında Müslümanlara zarar vermek üzere inşa edilmiş bir fesat yuvası olduğu ortaya çıkınca Hz. Peygamber iki sahabiyi göndererek burayı yıktırdı. Hz. Peygamber şehirdeki münafıkları tek tek biliyor ve bunların faaliyetlerinin farkındaydı. Bununla birlikte hiç kimseye bu şekilde hitap etmemiş ve bunu diğer 128 Müslümanlara da yasaklamıştı. Münafıklar karşısında daima mesafeli durmuş, onların İslâm’a zarar vermelerinin önüne geçmek için dış desteklerini keserek yalnız kalmalarını sağlamaya çalışmıştır. Ashabı arasında birlik, beraberlik ve kardeşliği geliştirerek münafıkları etkisiz hale getirmiştir.