İçerik
Recî‘ Vak‘ası
Uhud Gazvesi’nden birkaç ay sonra Adal ve Kare kabilelerinden Medine’ye bir heyet gelerek İslâm’ın kabileleri arasında yayıldığını bildirmiş ve Hz. Peygamber’den kendilerine İslâm’ı öğretecek kişiler göndermesi talebinde bulunmuşlardı. Bunun üzerine on kişilik bir irşad heyeti elçilerle birlikte Medine’den ayrılmıştı. Heyet Recî‘ suyu olarak bilinen mevkide konakladığı esnada, Hz. Peygamber’e gelen kabile temsilcilerinden biri Hz. Peygamber’e düşman olduklarını bildiği Hüzeyl kabilesinin Lihyânoğulları koluna giderek heyetin yerlerini onlara haber verdi. Lihyânoğulları’ndan 100 kişilik silahlı bir grup Müslümanların yedisini bulundukları yerde katletti. Bir kişi yolda hayatını kaybetti. Kalan iki kişi de Bedir’de kaybettikleri yakınlarının intikamını almak isteyen Kureyşliler’e satıldı. Haram aylarda bulunulması sebebiyle hapsedilen bu iki sahabi, bir süre sonra şehit edildiler. Bu elim hadisenin haberi Medine’de büyük üzüntüye sebep oldu. Savaş sebebi teşkil eden bu olaya misillemede bulunmak amacıyla Hz. Peygamber 200 kişilik bir kuvvetle Lihyân kabilesi üzerine sefere çıkmışsa da, Lihyânoğulları’nın dağlara çekilmiş olması sebebiyle iki gün sonra Medine’ye geri döndü (Rebîülevvel 6/Temmuz 627).
Bi’rimaûne Faciası
Recî‘ Vak’ası’ndan kısa bir süre sonra Âmir b. Sa‘saa kabilesi reisi Ebû Berâ Âmir b. Mâlik Medine’ye gelerek Hz. Peygamber’den İslâm hakkında bilgi almış, kendisi Müslüman olmamasına rağmen kabilesine İslâm’ı öğretecek kişilerin gönderilmesini istedi. Hz. Peygamber, bu kişiler için can güvenliği konusunda söz aldıktan sonra ashâb-ı suffeden 70 kişilik bir grubu bu amaçla görevlendirdi. Harâm b. Milhân adlı sahabi, Bi’rimaûne’ye gelince Hz. Peygamber’in mektubunu Âmir b. Sa’saa kabilesi liderine götürmekle görevlendirildi. Bu sırada Âmir b. Mâlik’in öldüğüne dair bir haber yayılması üzerine mektup Âmir b. Mâlik’in yeğeni Âmir b. Tufeyl’e verildi, kendisi ve kabilesi İslâm’a davet edildi. Öteden beri Hz. Peygamber’e kin besleyen Âmir b. Tufeyl elçiyi öldürttü ve civar kabileleri de kışkırtarak Bi’rimaûne’de beklemekte olan Müslümanların üzerine saldırttı. Birkaç sahabi dışında gruptakilerin tamamı şehit edildi. Vahiy yoluyla olaydan haberdar olan Hz. Peygamber o zamana kadar görülmemiş bir şekilde üzüldü. Kırk gün kadar sabah namazından sonra bu felakete sebep olanlara beddua etti. Bunun intikamının alınması için Şücâ‘ b. Vehb kumandasında yirmi dört kişilik bir kuvveti Rebîülevvel 8’de 125 (Temmuz 629) onların üzerine gönderdi. Şücâ‘, ani bir gece baskınıyla ele geçirdiği çok sayıda kadın ve hayvanla Medine’ye döndü. Bunun üzerine kabileden Müslüman bir heyet Medine’ye gelerek esir alınan kadınların iade edilmesini talep etti. Ashabıyla istişare eden Hz. Peygamber, kadınların İslâm’ı kabul etmeleri üzerine onları serbest bıraktı.
Benî Müstalik (Müreysi) Gazvesi
Huzâa kabilesinin bir kolu olan Benî Müstalik, Mekke-Medine arasında yaşamaktaydı. Genel olarak Huzâa kabilesi İslâm’a ve Hz. Peygamber’e müsbet bir tavır içindeyken, Benî Müstalik kolu Kureyşlilerin yanında yer almakta ve fırsat buldukça Müslümanlara düşmanca tavırlar göstermekteydi. Kureyşliler Hendek Gazvesi için hazırlık yaparken Benî Müstalik kolunun lideri olan Hâris b. Ebû Dırâr’ın kabileye ait Müreysi suyunun başında karargah kurarak kabilesinden ve civar kabilelerden Müslümanlar üzerine saldırmak için asker toplamaya başladığı yönünde Hz. Peygamber’e bir istihbarat ulaştı. Hz. Peygamber bunun doğruluğunu araştırmak için Büreyd b. Husayb’ı bölgeye gönderdi. Büreyd, Benî Müstalik’in böyle bir hazırlık yapmakta olduğunu gördü ve elde ettiği bilgileri Hz. Peygamber’e sundu. Bunun üzerine Hz. Peygamber 2 Şaban 5 (27 Aralık 626) tarihinde otuzu süvari 700 kişilik bir kuvvetin başında Benî Müstalik üzerine sefere çıktı. Müslümanların büyük bir kuvvetle geldiğini gören bazı kabileler ayrılarak topraklarına çekildiler. Benî Müstalik mensupları Müslüman olmaya davet edildi. Buna ok atarak karşılık vermeleri üzerine başlayan savaş Müslümanların kesin zaferiyle sonuçlandı. 600-700 kadar esir, 2.000 deve ve 5.000 koyun Müslümanların eline geçti. Ganimet malları Müslümanlar arasında paylaştırıldı. Esirler arasında Benî Müstalik lideri Hâris b. Ebû Dırâr’ın kızı Cüveyriye de bulunmaktaydı. İslâm’ı kabul etmesi üzerine Hz. Peygamber Cüveyriye’yi azat ederek onunla evlendi. Bu evlilik yoluyla Benî Müstalik’in hısımları olduğunu gören Müslümanlar ellindeki esirleri serbest bıraktılar. Müslümanların bu tavırları karşısında Benî Müstalik’in hemen tamamı İslâm’ı kabul etti. Kabile lideri Hâris b. Ebû Dırâr da Hz. Peygamber’in yanına gelerek Müslüman olmuştu.
Huneyn (Hevâzin) Gazvesi
Mekke’nin fethi esnasına ele geçirilen bir casustan, Hevâzin kabilesinin Müslümanlara karşı savaşmak üzere büyük bir hazırlık içinde oldukları öğrenilmişti. Cahiliye döneminden beri Kureyşliler ile aralarında hasmâne ilişkiler bulunan Hevâzin, düşmanlıklarını bu kabile içinden çıkan Hz. Peygamber’e de yönelmişti. 126 Ayrıca Hevâzin’in bazı kollarının Hudeybiye antlaşmasının yol emniyetiyle ilgili hükümlerini ihlal etmesi sebebiyle Müslümanlar için tehlike teşkil etmekteydiler. Sakîfliler de Mekke’nin fethi sonrasında Evtâs’ta toplanan Hevâzinlilere katılmıştı. Hevâzin ordusunun başındaki Mâlik b. Avf, ordusunun motivasyonunu artırmak için kadın, çocuk, mal ve hayvanlarını da cepheye getirtmişti. Bu hazırlıkları haber alan Hz. Peygamber 12.000 kişi ile Mekke’nin fethinden on yedi gün sonra yola çıktı ve beş günlük bir yolculuğun ardından 11 Şevvâl 8 (1 Şubat 630) tarihinde Evtâs’a ulaştı. Fecir vakti Müslümanların ok atışıyla başlayan savaş havanın karanlık olması ve pusudaki Hevâzinlilerin yerinin tam olarak belirlenememesi sebebiyle ilk başta İslâm ordusunun öncü birlikleri bozuldu. Ancak Müslümanlar Allah Rasulünün uyarısı ve dirayetiyle toparlandılar ve şiddetli bir çarpışmanın ardından İslâm ordusu zafere ulaştı. Dört Müslümanın şehit olduğu Huneyn’de Hevâzinliler yetmiş kayıp vermişlerdi. Savaş meydanından kaçanların bir kısmı Tâif’e bir kısmı Evtâs’a bir kısmı ise Nahle’ye sığındı. Hz. Peygamber Tâif üzerine yürürken diğer kısımlar üzerine birlikler gönderdi. Evtâs’a gönderilen birlik elde ettiği ganimeti Hz. Peygamber’in talimatıyla Ci’râne’ye getirdi. Hâlid b. Velîd kumandasındaki 1.000 kişilik öncü birliğin ardından kendisi de Tâif’e gelen Hz. Peygamber, bir aylık muhasaranın ardından, şehrin müstahkem surlarla çevrili olması ve Tâifliler’in bir yıl yetecek kadar erzak depoladıklarını öğrenmesi üzerine kuşatmayı kaldırdı ve Ci’râne’ye gitti. Tâif kuşatması Müslümanların ilk defa debbâbe ve mancınık gibi savaş aletleri kullandıkları gazveydi. Huneyn’de elde edilen ganimet, kadın ve çocuklar dahil 6.000 esir, 24.000 deve, 40.000’den fazla koyun ve 4.000 ukıyye gümüştü. Ganimetin beşte biri beytülmâle ayrıldıktan sonra geri kalan ganimetleri gazveye katılanlara bölüştürdü. Ganimetlerin taksiminden sonra Hevâzinliler’den bir heyet Müslüman olduklarını söyleyerek Hz. Peygamber’den esir ve malların kendilerine iade edilmesini talep ettiler. Hz. Peygamber ise bir süre ganimetleri taksim etmeden beklediğini, bu aşamada kimsenin gelmemesi üzerine paylaştırıldığını ve mevcut durumda isteklerini yerine getirmenin zor olduğunu söyledikten sonra malları ve esirler arasında bir tercihte bulunmalarını istedi. Hevâzinliler esileri tercih edince Hz. Peygamber ashabın rızasını alarak esirleri serbest bıraktı. Ci’râne’de iki hafta kaldıktan sonra ihrama girip Mekke’ye gitti ve umre yaptıktan sonra Medine’ye döndü.