Hz. Peygamber yukarıda ifade edilen fil yılında, genel kabule göre bu
hadiseden 50-55 gün sonra Rebîülevvel ayında dünyaya gelmişti. Doğum yılı olarak
farklı hesaplamalara göre 571 veya 569 yılında doğduğu belirtilmektedir. Annesi
Âmine’nin amcası Vüheyb’in evinde gerçekleşen doğum haberi o esnada Kâbe’nin
yanındaki Hıcr denen kısımda Kureyş’in ileri gelenleriyle sohbet etmekte olan dedesi
Abdülmuttalib’e ulaştırıldı. Abdülmuttalib bu haberi alınca derhal gelininin yanına geldi, torununu gördü. Âmine, kayınpederine hamileliği esnasında gördüğü rüyayı
anlattı. Rüyada kendisine önemli bir kişiye hamile olduğu ve ona Ahmed veya
Muhammed adını vermesi, onu kötü gözlerden ve zararlı tavırlardan koruması için
Allah’a sığınması söylenmişti. Bunları duyunca büyük bir memnuniyet duyan
Abdülmuttalib torununu Kureyş ileri gelenlerine göstermiş ve doğumdan bir hafta
sonra torunu için akika kurbanı keserek bir ziyafet tertip etmişti. İslâm kaynakları,
onun ana rahmine düşmesinden doğumuna kadar fevkalade hallerin görüldüğüne yer
vermektedir. Annesi hamileliğe bağlı bir rahatsızlık veya doğum sancısı yaşamamıştı,
Hz. Peygamber de iki omuzu arasında melekler tarafından peygamberlik mührü
vurulmuş ve sünnetli olarak dünyaya gelmişti.